İçeriğe geç
Tekirdağ Hatır

Gündelik hayatın merak uyandıran notları

Psikoloji

Mükemmeliyetçilik Ne Zaman Engele Dönüşür?

Titizlik işin kalitesine, mükemmeliyetçilik ise hataya odaklanır. Mükemmeliyetçiliğin nasıl erteletme ürettiği ve ölçütü esnetmenin somut yolları.

Selinay Yalçın 4 dk okuma

İşini iyi yapmak isteyen herkes bir ölçüde titizdir. Ancak titizlik ile mükemmeliyetçilik aynı şey değildir. Titiz insan işin kalitesine odaklanır, mükemmeliyetçi ise hatanın kendisine odaklanır. Birinde ölçüt "yeterince iyi mi", diğerinde "kusursuz mu" sorusudur. İkinci soru cevaplanması imkânsız olduğu için mükemmeliyetçilik çoğu zaman iyi işler değil, bitmeyen işler üretir.

Yüksek standart ile mükemmeliyetçilik arasındaki fark

Yüksek standart sahibi biri hedefi belirler, ona ulaşır ve işi teslim eder. Sonuç beklediği gibi çıkmadığında bunu bir bilgi olarak alır, bir sonraki denemede kullanır. Mükemmeliyetçide ise standart hareketlidir: hedefe yaklaştıkça hedef biraz daha uzağa taşınır. Bu yüzden tamamlanma hissi hiç gelmez. Ayrıca hata, yapılan işin bir özelliği olmaktan çıkıp kişinin değeriyle ilgili bir yargıya dönüşür. "Bu bölüm eksik kalmış" cümlesi, zihinde "ben yetersizim" biçiminde yankılanır.

Mükemmeliyetçilik neden erteletir?

Erteleme çoğu zaman tembellikle açıklanır; oysa mükemmeliyetçilikte erteleme kaygıdan doğar. Sonucun kusurlu olma ihtimali rahatsız edici olduğunda, işe başlamamak geçici bir rahatlama sağlar. Başlanmayan işin henüz bir kusuru yoktur. Ancak bu rahatlama kısa ömürlüdür; süre daraldıkça baskı artar ve kişi hem daha az zamanla hem de daha yüksek gerilimle çalışmak zorunda kalır. Böylece korkulan kalitesiz sonuç, mükemmeliyetçiliğin kendisi yüzünden daha olası hale gelir.

Görünen belirtiler

  • Bitmiş bir işi teslim etmeden önce defalarca gözden geçirme ihtiyacı
  • Küçük bir hata bulunduğunda işin tamamının değersizleştiğini hissetme
  • Yeni bir şeye başlarken "iyi yapamazsam hiç başlamayayım" düşüncesi
  • Övgüyü kabul etmekte zorlanma, başarıyı şansa veya kolaylığa bağlama
  • Görev paylaşmakta zorlanma, "ben yapmazsam düzgün olmaz" inancı
  • İş bittikten sonra rahatlama yerine yeni bir eksik arama eğilimi

Nereden besleniyor?

Mükemmeliyetçilik genellikle sonucun kişinin kabul görmesiyle bağlandığı ortamlarda pekişir. Yalnızca başarıldığında fark edilen, hata yapıldığında ise sert biçimde eleştirilen bir geçmiş, zihinde "değerim performansıma eşittir" denklemini kurar. Buna bir de karşılaştırma eklenir: başkalarının sadece bitmiş ve cilalanmış sonuçlarını görürüz, onların taslaklarını, denemelerini ve vazgeçtiklerini görmeyiz. Kendi süreç halindeki işimizi başkasının bitmiş işiyle kıyaslamak, yapısı gereği haksız bir karşılaştırmadır.

Ölçütü baştan tanımlamak

Mükemmeliyetçiliği gevşetmenin en somut yolu, işe başlamadan önce "bu iş ne zaman biter" sorusunu yazılı olarak cevaplamaktır. Hangi unsurlar bulunduğunda iş yeterlidir? Kaç sayfa, kaç madde, hangi kontroller? Bu ölçüt önceden belirlendiğinde, iş sırasında değişen ruh haline göre hedefi kaydırmak zorlaşır. Ayrıca her işin aynı özeni hak etmediğini kabul etmek gerekir: bazı işler kusursuz olmalıdır, çoğu iş ise sadece işini görmelidir.

Kötü ilk taslak yöntemi

Yazarların uzun süredir kullandığı basit bir yaklaşım, ilk denemeyi bilinçli olarak özensiz yapmaktır. Amaç, ortaya bir şey çıkarmak ve düzeltmeyi ayrı bir aşamaya bırakmaktır. Üretmek ile değerlendirmek aynı anda yapıldığında ikisi de aksar; çünkü zihin bir yandan cümle kurup bir yandan o cümleyi yargılar. Bu iki işi ayırmak hem hızı artırır hem de başlama eşiğini belirgin biçimde düşürür.

Hatayı yeniden konumlandırmak

Mükemmeliyetçilikte hata bir kimlik meselesi haline gelir. Bunu gevşetmek için hatayı süreçle ilişkilendiren bir dil kullanmak işe yarar: "Ben beceriksizim" yerine "Bu adımda şu bilgi eksikti" demek, hem daha doğru hem de daha kullanışlıdır. Yakın bir arkadaşınız aynı hatayı yapsaydı ona ne söylerdiniz sorusu da faydalı bir denge sağlar; çoğu insan kendine, başkasına asla söylemeyeceği kadar sert konuşur.

Küçük denemelerle eşiği düşürmek

Değişim, doğrudan en zor işten başlamaz. Düşük riskli alanlarda "yeterince iyi"yi denemek daha kolaydır: bir mesajı tekrar tekrar okumadan göndermek, bir alışverişi uzun karşılaştırmalar yapmadan tamamlamak, evde bir işi kusursuz değil yeterli düzeyde bitirmek gibi. Bu küçük denemeler, kusurlu bırakılan bir işin dünyayı sarsmadığını deneyimle gösterir. Zihnin ikna olması için argüman değil, tekrar eden deneyim gerekir.

Ne zaman destek almalı?

Mükemmeliyetçilik iş yapmayı ciddi biçimde engelliyor, uyku düzenini bozuyor, ilişkileri geriyor ya da sürekli bir yetersizlik hissine dönüşüyorsa, bunu tek başına yönetmeye çalışmak gereksiz bir yüktür. Bu alanda çalışan bir uzmanla görüşmek, kalıbın nereden beslendiğini görmeyi ve daha esnek ölçütler kurmayı hızlandırır. Destek almak standartlardan vazgeçmek anlamına gelmez; standartların kişiyi yönetmesi yerine kişinin standartları yönetmesi anlamına gelir.

Mükemmeliyetçiliğin karşıtı özensizlik değil, esnekliktir. Hangi işin ne kadar özen istediğine karar verebilmek, bitirmeyi öğrenmek ve hatayı kimlikten ayırmak, hem üretilen işin miktarını hem de çalışırken hissedilen rahatlığı artırır. Zamanla fark edilen şey şudur: işler kusursuz olmadıklarında bile büyük çoğunlukla yeterlidir.